Bir şeyler değişiyor.
Hem de gözümüzün önünde değişiyor.
Eskiden bazı konular vardı.
Kimse yüksek sesle konuşamazdı.
Eleştirmek zordu.
Sorgulamak daha da zordu.
Gazze'de yaşananlar işte o sessizlik duvarını sarstı.
Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar aynı soruyu soruyor:
"Neler oluyor?"
Bu soru artık sadece Ortadoğu için sorulmuyor.
Washington için de soruluyor.
Brüksel için de.
Londra için de.
İşin dikkat çekici tarafı şu:
Toplumların önemli bir bölümü başka şey düşünüyor.
Siyasî merkezler başka bir istikamette ilerliyor.
Aradaki mesafe büyüyor.
Son dönemde Amerika'da yapılan araştırmalara bakın.
İsrail politikalarına verilen desteğin eski seviyesinde olmadığını görüyorsunuz.
Üniversitelerdeki tartışmalara bakın.
Sokak gösterilerine bakın.
Genç kuşakların yaklaşımına bakın.
Ortada yeni bir tablo var.
Ama aynı anda başka bir gelişme daha yaşanıyor.
Amerikan Kongresi'nde İsrail ile askerî iş birliğini daha ileriye taşıyacak girişimler konuşuluyor.
Tam da burada durup düşünmek gerekiyor.
Bir tarafta yükselen toplumsal itirazlar.
Diğer tarafta daha sıkı ilişkiler kurmak isteyen siyasal çevreler.
Bu tabloyu eski kavramlarla açıklamak kolay görünmüyor.
Belki de dünyanın yeni dönemine ait ilk işaretleri izliyoruz.
Çünkü mesele artık yalnızca İsrail meselesi değil.
Mesele, devletlerin toplumlarından ne kadar uzaklaşabileceği meselesidir.
Mesele, küresel siyasetin hangi istikamete gideceği meselesidir.
Gazze'de başlayan tartışma bugün çok daha geniş bir alana yayılmış durumda.
Ve görünen o ki...
Asıl büyük tartışmalar henüz başlamadı.