Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, küresel sistemde 20. yüzyıl dengelerinin dağıldığını, 21. yüzyılın ise henüz kurumsallaşmadığını belirterek Türkiye’nin bu ara dönemde stratejik avantaj yakaladığını ifade etti.
Aydemir, Osmanlı sonrası yaşanan büyük kırılmanın ardından bölgenin yeniden toparlanma eşiğine geldiğini dile getirdi. Doğu Türkistan’dan Malay havzasına uzanan kuşakta enerji kaynakları, madenler, genç nüfus ve ticaret yollarının yoğunlaştığını hatırlattı. Aydemir’e göre bu hat, küresel güç mücadelesinin merkezinde yer alıyor.
Türkiye’nin dış tehditlerden çok iç bütünlüğe odaklanması gerektiğini belirten Aydemir, en kritik riskin toplumsal kutuplaşma olduğunu vurguladı. Dış sahada ise Ankara’nın son yirmi yılda önemli bir kapasite inşa ettiğini söyledi. Savunma sanayinde atılan adımların yeni savaş konseptiyle örtüştüğünü, insansız sistemler, füze teknolojileri ve elektronik harp kabiliyetinin Türkiye’yi farklı bir noktaya taşıdığını kaydetti.
SAVUNMA SANAYİ VE YENİ GÜÇ TANIMI
Aydemir, 20. yüzyılda askeri gücün insan kaynağına dayandığını, bugün ise teknolojik üstünlüğün belirleyici olduğunu dile getirdi. Rusya-Ukrayna savaşının klasik donanma ve hava gücü anlayışını değiştirdiğini, dronlar ve hassas güdümlü sistemlerin öne çıktığını ifade etti. Bu dönüşümün Türkiye açısından önemli bir avantaj oluşturduğunu belirtti.
Ortadoğu, Kafkasya ve Afrika hattında Ankara’nın oyun kurucu rol üstlendiğini söyleyen Aydemir, Libya’dan Somali’ye uzanan sahada Türkiye’nin etkinliğinin arttığını kaydetti. Türk Devletleri Teşkilatı’nı stratejik bir proje olarak nitelendiren Aydemir, ortak pazar ve güvenlik iş birliğinin zamanla daha kurumsal bir yapıya kavuşacağını ifade etti.
Avrupa ile Amerika arasında ideolojik ve stratejik ayrışma yaşandığını belirten Aydemir, transatlantik ittifakın eski bütünlüğünü koruyamadığını söyledi. Avrupa’nın enerji ve güvenlik açmazı içinde bulunduğunu, bu nedenle Türkiye’ye daha fazla ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. Aydemir’e göre Türkiye artık bir eksenin parçası olarak tanımlanmıyor; kendine özgü bir merkez olarak görülüyor.
Çin’in Kuşak ve Yol projesi, Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve enerji hatlarının yeni dönemin ana başlıkları olduğunu belirten Aydemir, küresel mücadelenin ticaret yolları ve enerji kontrolü üzerinden şekillendiğini ifade etti. Türkiye’nin jeopolitik konumunun bu süreçte belirleyici olacağını söyledi.
Aydemir, 2030’a giderken tek başına bir süper güç tablosu yerine bölgesel blokların öne çıkacağını, Türkiye’nin ise Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam coğrafyasıyla birlikte güçlü bir merkez oluşturabileceğini kaydetti.